T&T hukuk bürosu hem hukuk, avukatlık hizmetleri hem de arabuluculuk faaliyetleri göstermektedir. Şirketler hukuku, ticaret hukuku da dahil olmak üzere geniş bir yelpazede hukuki hizmetler sunmaktadır.

        BOŞANMA DAVALARINDA MAL REJİMİ

1. Genel İlkeler ve Mal Rejiminin Sona Ermesi

Boşanma davalarında mal rejimi, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 225/2. maddesi uyarınca, evliliğin boşanma sebebiyle sona erdirilmesine ilişkin davanın açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi-2013/8297; Yargıtay Ceza Genel Kurulu-2017/275; Yargıtay 8. Hukuk Dairesi-2016/7259). Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin taleplerin incelenebilmesi, ancak eşler arasındaki mal rejiminin sona ermesi halinde mümkündür. Bu nedenle, boşanma davası devam ederken mal rejiminin tasfiyesine yönelik taleplerin incelenmesi yasal olarak mümkün değildir ve bu taleplerin ayrı bir dosyada (tefrik edilerek) boşanma davasının kesinleşmesinin beklenmesi gerekmektedir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2014/27785; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2009/7767).

Mal rejiminin tasfiyesinde, TMK’nin 179. maddesi gereğince eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi-2013/8297; Yargıtay 8. Hukuk Dairesi-2014/19870). Boşanma davasının reddedilmesi halinde ise taraflar arasındaki mal rejimi sona ermez ve tasfiye için dava şartı oluşmaz (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2006/10089). Ancak, reddedilen ilk boşanma davasından sonra ortak hayat yeniden kurulamamışsa, kabulle sonuçlanan ikinci boşanma davasında mal rejiminin sona erme tarihi olarak dürüstlük kuralı gereği ilk dava tarihi esas alınabilir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi-2012/5100).

2. Uygulanacak Mal Rejimlerinin Belirlenmesi

Yargıtay kararlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere, eşler arasında sözleşmeyle başka bir mal rejimi seçilmediği takdirde, evlilik süresince iki farklı yasal rejim uygulanır:

  • 01.01.2002 Öncesi Dönem (Mal Ayrılığı Rejimi): 4721 sayılı TMK’nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden önce, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin (TKM) 170. maddesi uyarınca eşler arasında yasal “mal ayrılığı” rejimi geçerlidir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi-2011/7603; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu-2022/1273).
  • 01.01.2002 Sonrası Dönem (Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi): 01.01.2002 tarihinden, mal rejiminin sona erdiği boşanma davası tarihine kadar ise TMK’nin 202. maddesi uyarınca yasal “edinilmiş mallara katılma” rejimi geçerlidir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi-2013/8297; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu-2021/458).

Eşler, TMK’nin 203. maddesi uyarınca mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen “mal ayrılığı”, “paylaşmalı mal ayrılığı” ve “mal ortaklığı” rejimlerinden birini seçebilirler (Yargıtay Ceza Genel Kurulu-2017/275; Anayasa Mahkemesi-2016/36). Örneğin bir Yargıtay kararında, tarafların evlilik tarihinden 2002’ye kadar mal ayrılığı, 2002’den 2006’ya kadar edinilmiş mallara katılma ve 2006’da noterde yaptıkları sözleşme ile boşanma davası tarihine kadar tekrar mal ayrılığı rejimine tabi oldukları tespit edilmiştir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi-2019/5275).

3. Mal Rejimlerinin Tasfiyesi

A. Mal Ayrılığı Rejimi (01.01.2002 Öncesi Edinilen Mallar)

Mal ayrılığı rejiminde eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine sahiptir ve her birinin kazancı kendisine aittir (TKM m. 186/1, 189). Bu dönemde edinilen malların tasfiyesine ilişkin TKM’de özel bir düzenleme bulunmadığından, uyuşmazlıklar Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine göre “katkı payı alacağı” kuralları çerçevesinde çözülür (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi-2015/8570; Yargıtay 8. Hukuk Dairesi-2014/18178). Bir eşin diğerinin mal varlığına katkısı nedeniyle alacak talep edebilmesi için, para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle esaslı bir katkıda bulunduğunu ispatlaması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu-2022/1273). Düzenli gelire sahip bir eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğu kabul edilir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi-2016/5741). Bu döneme ilişkin alacaklar, Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabidir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi-2010/1855).

B. Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi (01.01.2002 Sonrası Edinilen Mallar)

Bu rejim, edinilmiş mallar ile eşlerin kişisel mallarını kapsar (TMK m. 218).

  • Edinilmiş Mal: Her eşin mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği mal varlığı değerleridir. Bunlar özellikle; çalışmasının karşılığı olan edinimler, sosyal güvenlik ödemeleri, çalışma gücü kaybı tazminatları, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerlerdir (TMK m. 219; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu-2021/458).
  • Kişisel Mal: Kanun gereği kişisel mallar şunlardır: Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya (giyim eşyası, takı, cep telefonu vb.), mal rejiminin başlangıcında eşe ait olan veya sonradan miras ya da karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen mallar, manevi tazminat alacakları ve kişisel mallar yerine geçen değerler (TMK m. 220; Yargıtay Ceza Genel Kurulu-2017/275). Bir malın kişisel mal olduğu ispatlanamazsa, o mal edinilmiş mal kabul edilir (TMK m. 222/3; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu-2023/467).

Bu rejimde tasfiye, “artık değere katılma alacağı” ve “değer artış payı alacağı” olmak üzere iki temel alacak hakkına dayanır:

  1. Artık Değere Katılma Alacağı: Bir eşin, diğer eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden borçlar düşüldükten sonra kalan “artık değerin” (TMK m. 231) yarısı üzerindeki alacak hakkıdır (TMK m. 236/1). Bu hak yasadan kaynaklandığı için, talep eden eşin gelirinin olması veya malın edinilmesine katkıda bulunması gerekmez (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi-2016/5741; Yargıtay 8. Hukuk Dairesi-2012/2002).
  2. Değer Artış Payı Alacağı: Bir eşin, diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almadan katkıda bulunması halinde, tasfiye sırasında o malda meydana gelen değer artışı için katkısı oranında talep edebileceği alacaktır (TMK m. 227; Yargıtay 8. Hukuk Dairesi-2015/8570).

Tasfiye sırasında malların değeri, mal rejiminin sona erdiği andaki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki (Yargıtay uygulamalarına göre karar tarihi) sürüm (rayiç) değerleri esas alınarak hesaplanır (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi-2015/9221; Yargıtay 8. Hukuk Dairesi-2015/8261).

4. Özel Durumlar ve Usuli Konular

  • Talebin Niteliği: Mal rejiminin tasfiyesi sonucunda doğan hak, ayni bir hak (mülkiyet) değil, kişisel bir alacak hakkıdır. Bu nedenle, tasfiye davasında kural olarak bir malın mülkiyetinin devri veya tapu tescili talep edilemez (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2023/626).
  • Aile Konutu ve Ev Eşyaları: Edinilmiş mallara katılma rejiminde, boşanma halinde aile konutu ve ev eşyalarına yönelik özel koruma (TMK m. 254) uygulanmaz. Bu hüküm, paylaşmalı mal ayrılığı rejimi için geçerlidir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde benzer bir düzenleme (TMK m. 240) sadece mal rejiminin ölümle sona ermesi halinde sağ kalan eşe tanınmıştır (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi-2013/8297; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2013/19377).
  • Ziynet Eşyaları: Kadına takılan ziynet eşyaları, kim tarafından alınmış olursa olsun kadına bağışlanmış sayılır ve onun kişisel malıdır. İade edilmemek üzere kocaya verildiğinin ispat yükü erkeğe aittir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu-2017/275).
  • Tasfiyeden Mal Kaçırma: Bir eşin, diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla mal rejiminin sona ermesinden önce yaptığı karşılıksız kazandırmalar, tasfiye sırasında mal varlığına eklenecek değer olarak hesaba katılır (TMK m. 229). Boşanma davasından kısa bir süre önce yapılan satışlar bu kapsamda değerlendirilebilir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi-2016/7259).
  • Zina veya Hayata Kast Nedeniyle Pay Oranının Değiştirilmesi: TMK’nin 236/2. maddesi uyarınca, zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki payını azaltabilir veya kaldırabilir. Ancak boşanma “evlilik birliğinin sarsılması” gibi genel bir nedene dayanıyorsa bu hüküm uygulanmaz (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi-2017/4334).
  • Zamanaşımı: Edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan alacak davalarında, boşanma hükmünün kesinleştiği tarihten itibaren başlayan 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi-2013/1752).

5. Önemli Bilgiler

  • İkincil bir kaynak olan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2023/2149 sayılı kararına göre, eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi değil, Aile Mahkemesidir. Bu tür davaların Aile Mahkemesi’nde görülmesi gerektiği vurgulanmıştır.
  • İkincil bir kaynak olan Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 2016/3460 sayılı kararındaki karşı oy yazısına göre, evlilik birliği içinde edinilen malların (örneğin altın bilezikler) “edinilmiş mal” mı yoksa “kişisel mal” mı olduğunun tespiti, bir suçun (örneğin yağma) unsurlarının oluşup oluşmadığını etkileyebilir. Karşı oyda, TMK m. 222/3 uyarınca “bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir” karinesine dikkat çekilmiştir.
  • İkincil bir kaynak olan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2023/3945 sayılı kararına göre, boşanma olmaksızın mal rejiminin tasfiyesi durumunda dahi, tasfiyeye konu malların değerlemesi yapılırken karar tarihine en yakın güncel rayiç değerlerin esas alınması gerekmektedir. Yaklaşık bir buçuk yıl önceki bir tarihteki değerlere itibar edilmesi bozma nedeni sayılmıştır.
  • İkincil bir kaynak olan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2013/1782 sayılı kararına göre, mal rejimi tasfiyesi davalarında yetkili mahkeme, boşanma davasının görüldüğü yer mahkemesidir. Uyuşmazlığın gayrimenkulün aynından doğduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilemez.
  • İkincil bir kaynak olan Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2015/4522 sayılı kararına göre, ölümle sona eren bir evlilikte mal rejimi sözleşmesinin geçerliliği, irade fesadı (baskı, korku vb.) iddiaları çerçevesinde incelenmelidir. Bu durum, boşanma davalarında da mal rejimi sözleşmelerinin geçerliliğinin sorgulanabileceğine işaret etmektedir.

Detaylı bilgi ve Umzan Hukuki Yardım İçin:

Telefon: 0 506 173 8204

Mail: [email protected]

Bir Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Zorunlu alanlar işaretlenmiştir *